GÖZDE OPTİK
"30 Yıldır Gözdeyiz"
Göz Hastalıkları

 

 

Astigmatizm : 

Astigmatizm, korneanın basket topu gibi küre şeklinde olması yerine futbol topu gibi oval olmasıdır. Astigmatlı korneaların çoğunda iki eğri vardır, dik eğri ve yassı olarak. Bu durum ışığın göz içinde birden çok noktada odaklanmasına, sonuçta da uzak ve yakın mesafede görmenin bulanık olmasına neden olur. Astigmatizm yanında gözde genellikle miyop ve hipermetrop beraber bulunur.

Hastalık Belirtileri: Uzak ve yakın mesafede bulanık görme.
 
Teşhis:  Astigmatizm, topografi, keratometry, refraksiyon cihazları ve görme testleri ile belirlenir.

Tedavi: Astigmatizm, gözlük, kontakt lens ve cerrahi müdahale ile düzeltilebilir. Astigmatizmi düzeltmek için en sık yapılan ameliyatlar, astigmat keratotomi ve lasiktir. Bu ameliyatların hedefi korneanın şeklini değiştirmek dolayısıyla korneanın küresel ve kavisinin düzgün olmasını sağlamaktır.


Miyopi :

Miyop, ışığın direkt olarak retina üzerine düşmesi gerekirken, retinanın ön tarafına düştüğü zamanlarda oluşur. Bunun sebebi korneanın daha dik, gözün normal bir gözden daha uzun olmasıdır. Miyopun tipik özelliği, yakın mesafenin iyi görülmesi ancak uzak mesafeleri görmede sorun yaşanmasıdır. Bu problem genellikle tahtayı görmede sorun yaşayan okul çağındaki çocuklarda görülür. Miyop genellikle ergenlikte derece derece ilerler ve erken yetişkinlik de sabitlenir. Bu kalıtımsal bir problemdir.

Hastalık Belirtileri:  Uzak görüşte bulanık görüntü.
Gözler kısılarak bakıldığında daha berrak bir görüş

Teşhis: Refraksiyon ve görüş testiyle miyobu teşhis etmek mümkündür.

Tedavi:  Miyop tedavisi, hastanın yaşı, aktivitesi, mesleği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Görüş gözlükle, kontakt lens ile ve ameliyat ile düzeltilebilir. Lasik gibi refraksiyon ameliyatları, yetişkinler için reçetenin en az 1 yıl sabit kaldığı durumlarda düşünülebilir.


Hipermetropi :

 

Hipermetropi, ışığın direkt olarak retina üzerine düşmesi gerekirken, retinanın arka tarafına düştüğü zamanlarda oluşur. Bunun sebebi korneanın daha yassı, gözün normal bir gözden daha kısa olmasıdır. Hipermetropisi olan kişiler uzağı iyi görürler ancak yakın görmede sorun yaşarlar. Orta derecede hipermetropisi olan gençler, genellikle net görürler çünkü doğal göz mercekleri odaklanma yeteneğini artırmak için akomodasyon yapabilir ve bu sayede net görüşü ayarlayabilirler. Bununla birlikte 40 yaşından itibaren göz akomodasyon yeteneğini giderek kaybeder ve hipermetropinin neden olduğu bulanık görüş belirgin bir hal alır.

Hastalık Belirtileri: Yakını görmede zorluk Bulanık uzak görüş
(yüksek dereceli hipermetroplar için) 
  Okurken gözlerde yorgunluk  Göz zorlanması (baş ağrısı, yanma, duyarlılık) Strabismus/göz kayması (çocuklarda)

Teşhis: Refraksiyon denilen görme testiyle teşhis edilir. Genç hastaların gözleri bu test için uyuşturulur dolayısıyla uyuşma geçene kadar akomodasyon yapamaz, bu sayede yakın görüş bozukluğu tespit edilir.

Tedavi: Hipermetropi tedavisi, hastanın yaşı, aktivitesi, mesleği gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Genç hastalar, akomodasyon ile hipermetropiyi önleme yeteneklerine bağlı olarak gözlük veya kontakt lens ihtiyaçlarını karşılayabilirler yada karşılayamazlar. Gözlük ve kontakt lenslere daha yaşlı hastalarda ihtiyaç duyulur. Refraktif cerrahi, gözlüksüz net görmeyi dileyen

yetişkinler için bir opsiyondur. Lasik, LTK, intraoküler kontakt lens ve göz merceği değişimi gibi yöntemlerin hepsi hipermetropiyi düzeltmek için kullanılabilir.

Ambliyopi (Göz Tembelliği) :

 

Ambliyopi, normal gözüken bir gözün düzeltilemez görme kaybını anlatmak için kullanılan bir terimdir. Genellikle tembel göz olarak bilinir ve çeşitli sebeplerden oluşur.
Çocukların görme sistemlerinin gelişimi, ortalama 9–11 yaşlarında tamamlanır. Bu yaşlardan sonra, çocuk artık beyni ile gözü arasındaki dengeyi bir şekilde sağladığından ve görüşünü bu şekilde adapte ettiğinden artık tedavisi mümkün olmaz. Eğer farkına erken varılırsa, problem çoğunlukla düzeltilebilir ve görüş devam eder. Bunun yanı sıra, 11 yaşından sonra gözü normal kullanabilmek için beyni eğitmek imkânsız değilse, düzeltilmesi zordur.
Ambliyopinin nedenlerinden bazıları arasında göz kayması, doğuştan gelen katarakt, saydam olmayan kornea, düşük göz kapağı, eşit olmayan görüş, düzeltilemeyen miyop, hipermetrop ve astigmat vardır. Ambliyopi, altında yatan nedenin ciddiyetine bağlı olarak derecesi değişebilir.

Ampliyopi hastalığı olan kişiler binoküler görüşten ve stereopsis (her iki gözün imajları birlikte harmanlama yeteneği) den yoksun olurlar. Stereopsis derinliğe değer biçmemize izin verir, onsuz mesafeleri değerlendirme yeteneğimiz hasar görür.

Hastalık Belirtileri: Tek ya da iki gözde zayıf görüş ,okurken veya televizyon izlerken gözlerini kısmak ya da bir gözü kapamak.Göz kayması ,şaşılık ,b,r objeye bakarken başı yana doğru eğmek veya çevirmek.               
Not: Çocuklar zayıf görüşten nadiren şikayetçi olurlar çünkü görme bozukluklarına kolaylıkla adapte olabilirler. Aileler küçük çocuklara dikkat etmeliler ve potensiyonel problemleri keşfetmek için 2–3 yaşından itibaren rutin göz muayenesine götürmeliler.

Teşhis: Ampliyopiden şüphelenilen durumlarda, doktor şunları değerlendirmelidir: görme, gözlerin hizalanması, gözlerin hareketi ve füzyon (beynin iki imajı tek bir imaj haline sokma yeteneği).

Tedavi: Ampliyopi tedavisi, temeldeki probleme bağlıdır. Bazı durumlarda güçlü göz, geçici olarak yaralanır ve çocuklar kendilerini zayıf olan gözü kullanmaya zorlarlar. Refraktif sorunlarabağlı problemleri olan çocuklarda, görüşü düzeltmek için gözlük gereklidir. Katarakt ve düşük gözkapağı gibi görmeyi bozan problemler olduğundan ameliyata ihtiyaç duyulur. Bu rahatsızlıkta çocuğun beyni bunu tolere etmeden önce teşhis edilmesi çok önemlidir.

Tedavi Önerisi:  Ampliyopi tedavisi için cam cihazı önerilir.

  Diabetik Retinopati (Şeker Hastalığına Bağlı)  Şeker hastalığı, pankreasın yeterli seviyede insulin salgılamaması sonucunda oluşan bir hastalıktır. İnsulin kandaki şeker seviyesini ayarlayan hormondur. Şeker hastalığı çocuklarda ve yetişkinlerde görülebilen bir hastalıktır.

Şeker Hastalığı Retina Üzerinde Nasıl Bir Etki Yapabilir?

Genelde diyabetik hastalarda glokom ve katarakt gibi hastalıklar görülmekle birlikte retina üzerinde de çeşitli etkileri görülebilir ki bu durum görme için en büyük tehdittir. Birçok hastada retina üzerinde diyabetik değişimler 20 yıl sonra görülür. Diabetin göz üzerindeki etkilerine Diyabetik Retinopati denir.

İşaret ve Belirtileri:

Hastalığın bulunduğu safhaya da bağlı olarak Diyabetik Retinopati hastalığında görüş büyük ölçüde değişir. Bazı genel belirtiler aşağıda sıralanmış olup; aynı zamanda diyabet birçok başka çeşit belirtisi de olabilirler.

Bulanık görüş (Bunun derecesi genellikle kandaki şeker seviyesi ile bağlantılıdır.) Yıldırım ve şimşek çakmaları gibi görüntüler görme görüntüde ani kayıplar.

Teşhis:

Diyabet hastalarının gözlerinde oluşabilecek sorunların önceden belirlenebilmesi ve tedaviye geçilebilmesi açısından rutin olarak göz muayenesinden geçmeleri gerekmektedir. Diabet hastaları genellikle dâhiliye uzmanları tarafından kontrol edilir ve bu konuda göz doktorlarıyla koordineli olarak çalışırlar.

Oftalmoskop yardımıyla yapılan detaylı bir retina muayenesinden sonra Diyabetik Retinopati teşhisi konulabilir. Birçok Diyabetik Retinopati hastasına bu soruna müdahale edebilmek için vitro-retinal cerrahi önerilir.

Tedavi:

Diyabetik Retinopati tedavisi hastalığın aşamasına bağlı olarak birçok çeşitli şekilde yapılabilir. Yapılan bazı testler sonucunda retinal cerrahi yolu hastalığın gidişatını da göz önünde bulundurularak bir tedavi yöntemi olarak seçilebilir.

Retina yırtılmaları ve ayrılmaları rahatsızlıklarında da ayrıca diyabet hastaları en büyük risk grubundadır. Yırtılmalar genelde lazer müdahalesi ile düzeltilir. Ayrılmalar içinse retinanın tekrar eski yerine tutturulması gerekir. Görüşün geri gelmesi için geçecek süre yırtığın derecesine bağlıdır.

Engelleme:

Kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutan diyabet hastalarında bu kontrollerini yapmayan hastalara oranla çok daha az göz problemi yaşanmaktadır. Diyet ve eksersiz bu hastaların genel sağlık durumlarında önemli rol oynar.

Diyabet hastaları rutin göz kontrolleriyle göz sağlıklarıyla ilgili oluşabilecek sorunları minimuma indirebilirler. Birçok problem erken teşhis ile çok daha kolay bir biçimde tedavi edilebilir.

 

Glokom

Gözün drenaj sisteminde oluşan bir bozukluk sonucunda göz içi basıncının yükselmesi nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Yüksek göz içi basıncı optik sinirlerde geri dönüşümü olmayan hasarlar yaratabilir ve bu durumda sürekli görme kaybına yol açabilir. Bununla birlikte erken müdahale ile tedavi ile bu yükselme azaltılabilir, hatta tamamen durdurulabilir.

Glokomun Nedenleri:

Gözün ön kısmının (iris ve kornea arasındaki kısım) dolduran temiz bir sıvı olan humör aköz sıvısı devamlı olarak göz tarafından üretilir. Bu sıvı ön kamaradaki drenaj sistemiyle dışarıya atılır. Humör aköz sıvısının üretimi ve daha sonra drenajı arasındaki hassas denge göz içi basıncını oluşturan şeydir. Çoğu insanın normal göz içi basıncı 8-21 arasındadır.

Glokomun Çeşitleri:

Açık Açılı Glokom:

Açık açılı (kronik açık açılı ya da birincil açık açılı glokom diye de adlandırılır) glokom en yaygın görülen çeşididir. Açık açılı glokomda gözün ön kısmındaki yapılar normal olarak

işlevlerini yaparlar fakat ön kamaradaki humör aköz sıvısı yüksek göz içi basıncına neden olur. Optik sinirler ve retinada kalıcı hasara neden olabilir. Göz damlaları genelde bu basıncın azaltılmasında kullanılır. Damla ile kontrol altına alınamaması durumunda bazı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir.

Dar Açılı Kapalı Glokom:

Glokom hastalarının %10'luk bir kısmında görülen çeşididir. Gözün ön tarafındaki yapılarda bazı bozulmalar oluşmuştur, bu bozulmaların başında iris ve kornea arasındaki kısmın normalden daha dar olması nedeniyle oluşur. Buda humör aköz sıvısının geçişi için olması gerektiğinden daha dar bir kanal oluşmasına neden olur. Humör aköz sıvısının akışı tamamen durursa göz içi basıncı bir anda çok fazla bir biçimde yükselir ve ani bir göz içi basıncı artışına neden olur.

Açık açılı glokomun aksine dar açılı kapalı glokomda hasta şiddetli bir baş ağrısı, mide bulantısı, bulanık bir görüntü, ışıkların yanında hareler ve göz kızarıklığı yaşayabilir. Bu acil bir durumdur ve bir göz doktoru tarafından acilen müdahale edilmelidir. Eğer müdahale edilmezse ilerleyen günlerde bu ağrı ve görüş kayıpları tekrar edebilir.

Sekonder Glokom:

Bu tipteki glokom gözde iltihap, travma, daha önce geçirilen ameliyatlar, diyabet, tümör gibi nedenlerden dolayı oluşur. Bu tipteki bir glokom için hem göz içi basıncına hem de bunu yaratan probleme müdahale etmek gerekir.

Konjentinal:

Bu ender görülen bir tip olup genellikle bebeklerde görülür. Belirtileri, göz yaşlanması ışığa karşı hassasiyet, kornea büyümesi olarak sıralanabilir. Birçok durumda cerrahi müdahale gerektirir.

İşaretler ve Belirtiler:

Glokom çok az durumda belirti gösterdiği için sinsice ilerleyen bir hastalık olarak nitelendirilebilir. Hastalığın bulunması ve tedavi edilmesi rutin göz kontrolüyle sağlanabilir. Fakat dar açılı kapalı ya da konjentinal gibi bazı tiplerinde şu belirtiler görülebilir:

Teşhis

Glokom birçok durumda açık bir belirti göstermediğinden özellikle 40 yaşın üzerindeki herkes, senede en az bir defa göz içi basınçlarının ölçümünü de içeren bir muayeneden geçmelidir. Bu kontrolün sonunda glokom şüphesi bulunursa bazı ek testler yapılması gerekir.

Glokom değerlendirilmesi birkaç aşaması vardır. Göz içi basıncın ölçülmesiyle beraber doktor teşhisten önce optik sinirlerin durumuna bakar (oftalmoskopi) ve hastanın görüş alanını (görme alanı testi) ve gözün ön kısmındaki yapıların durumlarını kontrol eder. (Goniyoskopi)

Tedavi:

Birçok glokom hastasının göz içi basıncı damlalar ile kontrol altında tutulur. Göz içi basıncı damlalar ile kontrol altında tutulamazsa cerrahi müdahale gerekebilir. Glokom operasyonlarında amaç sıvının gözde verimli bir şekilde drenajının sağlanabilmesidir.

  

 


İritis

İritis, gözün renkli kısmı olan irisin iltihaplanmasıdır. Vücudu etkileyen hastalıklar, enfeksiyonlar, önceki göz ameliyatları ve yaralara bağlı olsada çoğunlukla nedeni kesin belli olmayan sebeplerden oluşur. İritis tek gözü etkileyebildiği gibi, iki gözü de etkileyebilir. Bazen kronik, yenilenen bir durum olabilir.

Hastalık Belirtileri:

 Gözlerde kırmızılık

   Işığa duyarlılıkYaşarma Küçük pupil (Göz bebeği) 

   Ağrı ve şiddetli rahatsızlıktan oluşan kırgınlık arasında değişen acı

Teşhis:

Doktor biomikroskop ile rutin göz muayenesinde iritis hastalığını teşhis edebilir.

Tedavi:

Göz içindeki iltihabı azaltmak için streoit ve anti-inflamator ilaçlar reçete edilir.



Katarakt

 

Katarakt; göz içerisindeki kristal merceğin doğal parlaklığını kaybedip bulutlu ve mat bir hale gelmesidir. Kristal mercek ışığı kırıp bir noktada odaklayarak keskin ve net görüntü elde

etmeyi sağlar. Mercek kapsül içinde yer almaktadır. Mercek hücreler öldüklerinde kapsülün içine hapsolurlar. Zaman geçtikçe kapsülün içinde oluşan hücre yığılmaları merceğin bulutlu bir hal almasına neden olur. Buda görüntülerin bulanık ve belirsiz görünmeleri sonucunu doğurur. Katarakt yaşlanmanın getirdiği doğal bir sonuçtur. Aslında katarakt 55 ve üstü yaş aralığında yaşanan görüntü kaybının en önemli nedenidir. Göz yaralanmaları, bazı ilaçlar ve diyabet, alkol bağımlılığı gibi hastalıkların da katarakta neden olduğu bilinmektedir

Keratokonus

 

Keratokonus, korneanın koni şeklinde şişmesine ve aşamalı olarak incelmesine sebep olan bir göz hastalığıdır. Koniye benzeyen bu şekil, ışığın makulada tam ve düzgün olarak odaklanmasını engeller. Hastalık ilerledikçe, görüntünün bulanık ve bozuk olmasına sebep olan şekil daha da belirginleşir. Korneanın düzgün olmayan şekli sayesinde keratokonuslu hastalarda çoğunlukla miyop ve gözlükle düzeltilemeyen yüksek dereceli astigmat görülür.

Çoğunlukla her iki gözde rastlanan Keratokonus bazen kalıtımsaldır.

Hastalık Belirtileri:

      Miyop  ,   Astigmatizm ,Kontakt lens veya gözlük kullanılmasına rağmen bulanık görüş   Gece ışıklarda parlama   Işık hassasiyeti  Kontakt lens veya gözlük reçetesinde sık sık değişme Gözleri ovalama

Teşhis :
Keratokonus genellikle hastalar 20’li yaşlara geldiğinde teşhis edilir. Bazı durumlarda hastalık on yıllık sürelerde ilerlerken, diğer durumlarda da ilerleme kesin bir noktaya gelir ve o noktada durur. Aşağı bakışta alt kapağın koni tarafından dışa doğru itilmesine Munson Belirtisi denir.

Keratokonus, hastalık ileri safhalara gelmeden çıplak gözle görülemez. Hastalığın ilerlemiş aşamalarında, göz kapağı kaldırılıp aşağı bakıldığında oluşan koni şekli dışardan görülür duruma gelir.

Özel kornea testi topografi ile doktor korneadaki şeklin detaylarını inceleyebilir ve hastalığın ilerlemesini keşfedip görüntülemesini sağlar. Ayrıca pakimetre cihazı da korneanın kalınlığını ölçmeye yarar.

Tedavi:

Keratokonuslu hastaların ilk tedavi yolu oksijen geçirgen (RGP) sert kontakt lens kullanmalarıdır. Çünkü bu tür kontakt lensler esnek değildirler. Bu lensler hastanın görebilmesi için düzgün bir yüzey yaratırlar ve korneanın düzensiz şekliyle mücadele için uyum sağlarlar. Bu süreç, uzun zaman ve sabır gerektirir. Kontakt lensin yeterli olmadığı durumlarda ise, hasta korneayı sağlıklı olan kornea ile değiştirmek için kornea nakli yapılır.

 

 

Kuru Göz Sendromu

Kuru Göz Sendromu, göz hekimleri tarafından en sık tedavi edilen hastalıklardan biridir. Dünyada milyonlarca kişi, kuru gözlerden dolayı acı çekmektedir. Gözlerin yağlı ve ıslak kalmasını sağlayan gözyaşının, kalitesinde problem olmasından kaynaklanmaktadır.

Gözyaşı, üç katmandan oluşmaktadır. Mukus katmanı, gözyaşı zarının göze yapışmasını sağlayan, gözün berrak dış penceresi olan korneayı kaplar. Orta aköz katman nem sağlar. Korneaya oksijen ve diğer önemli maddeleri temin eder. Bu katmanın %98'i su, geri kalan kısmı ise tuz, protein ve diğer bileşenlerdir. Dış yağ katmanı, buharlaşmayı önlemeye yardımcı olan yağlı bir zardır.

Gözyaşları, gözün çevresindeki birçok salgı bezi ile biçimlendirilmiştir. Su katmanı, üst göz kapağının altında olan lakrimal salgı bezinde üretilir. Kapaklardaki çeşitli küçük salgıbezleri, yağ ve mukus tabakasını yaparlar. Her göz kırpmasında, göz kapakları gözyaşını göz içine dağıtırlar. Fazla olan gözyaşı, gözün köşesindeki iki küçük drenaj kanallarından burna doğru akar. Bu kanallar geniz borusuna bağlanan ince kanalları yönetirler. Gözyaşı kanalları ve geniz borusu arasındaki bağlantı, akan burna sebep olan ağlamanın nedenidir.

Gözyaşı, gözü yağlama özelliğinden başka, yara veya heyecan gibi dış uyarıcılara tepki olarak üretilen bir reflekstir.

Kuru göz sendromunun birçok nedeni vardır. Kuruluğun en sık görülen sebeplerinden biri, normal yaş ilerlemesidir. Yaşlandıkça insan vücudu daha düşük yağ (65 yaşında 18 yaşına oranla % 60 daha az) üretir. Bu durum erkeklere oranla daha kuru cildi olan bayanlarda daha sık görülür. Yağ eksikliği ayrıca gözyaşı zarını da etkiler. Sulu katmanı tıkamak için yeterli yağ olmaksızın, gözyaşı zarı daha hızlı buharlaşır ve kornea üzerindeki kuru alanlardan ayrılır. Sıcak, kuru ve rüzgârlı iklim, yüksek yer, klima, sigara dumanı gibi birçok dış faktör de kuru gözlerin sebebidir. Bir çok insanın, okurken yada bilgisayarda çalışırken gözleri tahriş olabilir. Belirli aralıklarla gözleri dinlendirme veya göz kırpma sayesinde gözler rahatlar.

Ayrıca kontakt lens kullanıcıları da kuru göz sendromundan şikayet ederler. Kesin ilaçlar, troid şartları, A vitamin eksikliği ve Parkinson, Sjögren Sendromu (kuru gözler ve ağza neden

olan otoimmun bir hastalıktır) gibi hastalıklar da kuru göz sendromunun nedenlerindendir. Menopoza giren bayanlar da hormon değişikliği nedeniyle sık sık kuru göz sendromu yaşarlar.

 Hastalık Belirtileri:

 Kaşınma

 Yanma

 Tahriş

 Kırmızılık

 Aşırı yaşarma

  Okuma, TV izleme veya bilgisayarda çalıştıktan sonra artan bir  rahatsızlık
Göz kırpma ile düzelen bulanık görüş

Teşhis:

Kuru gözleri test etmenin çeşitli metodları vardır. Doktor ilk olarak buharlaşma hızını, gözyaşı kalitesini ve üretimini ölçerek sendromun temel nedenini belirleyecektir. Görünmeyen problemlere dikkat çeken özel damlalar, kuruluğun varlığını ve derecesini teşhis etmede özellikle yararlıdır.

 

Renk Körlüğü

Renk Körlüğü, doğuştan olabildiği gibi, optik sinir ve retina hastalıklarından da kaynaklanabilir. Sonradan kazanılmış renk körlüğü problemleri genellikle tek gözü etkiler ve giderek kötüleşir. Hastalık sonucunda renk körü olan kişiler genellikle, sarı ve maviyi ayırt ederken sorun yaşarlar.

Doğuştan olan renk körlüğü ise daha sık görülür, her iki gözü de etkiler ve sonradan daha da kötüleşmez. Bu çeşit renk körlüğünün %8’i erkeklerde, %0,4’ü bayanlarda görülür. Bu renk

problemleri X kromozomlarına bağlıdır ve anneden çocuğuna geçer.

Renk körlüğü, kısmi (sadece bazı renkleri etkileyen) veya tam (tüm renkleri etkileyen) olabilir. Tam renk körlüğüne çok nadir rastlanır. Tam renk körü olan kişilerin, genellikle ciddi göz problemleri de vardır.

Retina üzerinde bulunan hücrelerden olan koniler renkleri algılamamızı sağlar. Koniler retinanın merkezinde yoğun olarak bulunurlar ve 3 adet pigment içerirler; bunlar kırmızı, yeşil, mavi pigmentlerdir. Renk körü olan kişilerde bu pigmentler ya olması gerekenden azdır, ya da hiç yoktur. Bu üç renk normal olarak görülüyorsa o kişi trikromattır. Bu pigmentlerden ikisi tam, biri eksikse trikromat anormalisi (renk körlüğünün en sık görülen türü) söz konusudur.

Kırmızıyı göremeyen bir renk körü hastasının gülü görüşü, gülün sağ yarısında canlandırılmış.

Teşhis:

Renk görme eksikliği, özel olarak hazırlanmış olan İshiara Test’i ile teşhis edilir. Bu testin her bir sayfasında özel olarak renkli noktalardan oluşan sayılar vardır. İyi aydınlatmalı bir yerde, hastanın testteki sayıları okuması istenir. Eğer bir renk de eksiklik fark edilirse daha detaylı testlerin yapılması gerekmektedir.

 Tedavi Önerisi:

Yakın zaman öncesine kadar renk körlüğünün tedavisi ve çaresi bulunmamaktaydı. Hastalar renk eksikliklerini, herkesin kesin olarak belirlediği renkleri, objelere yakıştırarak giderirlerdi. Ancak günümüzde Cantor Nissel/ İngiltere firması tarafından üretilen ChromaGen kontakt lensleri ve gözlükleri ile renk körlerine çözüm sunmaktadır.

 

(Göz Kayması) Strabismus

 Strabismus (göz kayması), bir yada birden çok göz kasının gerektiği gibi çalışamamasından dolayı gözlerin birbiriyle uyuşmaması problemidir. Normal olarak, her bir göz aynı noktaya odaklanır fakat beyne birbirinden biraz farklı mesajlar gönderir. Beyin iki imajı birleştirerek boyut ve derinlik verir. Her iki gözün birlikte çalıştığını görmenin en kolay yolu şudur; kolunuzu düz uzatarak parmağınızla bir hedef belirleyin. O hedefe bakarken bir gözünüzü kapatın, sonra da diğer gözünüzü kapatın. Parmağınızın nasıl pozisyon değiştirdiğini fark ettiniz mi? Objeler arasında belli belirsiz farklılıklar olsa da, beyin onu tek bir imaj olarak değerlendirir.

Her bir gözde, hareketleri kontrol için uyumlu çalışan 6 kas vardır. Beyin, gözleri tam olarak hizalayan göz kaslarını kontrol eder. Beynin her bir gözdeki imajı tek bir imaj gibi değerlendirmesi açısından kasların birlikte çalışması kritik bir durumdur.


Strabismus çocuklarda erken teşhis edilmelidir çünkü çocuklar kolay adapte olurlar. Eğer bir çocuk çift görürse, beyni imajlardan birini engelleyip tek imaj elde etmeyi çok çabuk öğrenir. Kısa bir süre içinde, beyin daimi olarak güçsüz ve tembel olan gözün sebep olduğu dönmüş gözden elde edilen görüntüyü engeller. Çocuklar bu problemi çözmek için ayrıca kafalarını yana eğme yada çevirme metodu geliştirirler ve çift imajdan birini elerler. Çocuklardan farklı olarak yeni kazanılmış strabismus hastalığı olan yetişkinler, tipik olarak çift görürler.


Strabismus hastalığının çeşitli sebepleri vardır. Kalıtımsal olabildiği gibi, travmalardan, hastalıklardan ve bazen de göz ameliyatlarından sonra oluşabilir.   


Hastalık Belirtileri:

 

Strabismus hastalığının belirtileri, yetişkinlere çocuklardan daha çok sıkıntı verirler. Çocukların çift görmeden şikayetçi olması olağanüstü bir durumdur.

Göz kayması

Gözleri kısmak

Çift görme (bazı durumlarda)

Başın yana eğilmesi veya çevrilmesi

 

Teşhis:

 

Strabismus, kapsamlı göz muayenesinde ve prizma testleri gibi gözlerin hizalanmasını değerlendirmek için kullanılan özel testler ile teşhis edilebilir.

 

Tedavi:

 

Strabismus hastalığı için en uygun tedavi metodu, hastanın yaşı, problemin nedeni, çeşidi, derecesi gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Tedaviler arasında, bir gözü kapatmak, düzeltici gözlük, prizma ve ameliyat vardır.


Kapama ile çocuğun zayıf gözünü kullanmaya zorlanması için iyi olan göz kapatılır. Beyin zayıf gözü kullanmaya alışır ve görme derece derece artar.  Bu tedavinin efektif olabilmesi için, çocuklarda ampliyopi başlamadan önce erken yaşta uygulanması gerekir.


Göz kaymasını düzeltmek için bazen hem yetişkinler hem de çocuklar için ameliyat yapılması gerekebilir. Lokal yada genel anestezi uygulanır. Strabismus hastalığını düzeltmek için çeşitli farklı ameliyat teknikleri vardır. En uygun olan teknik kaslara ve hastalığın şiddetine bağlıdır.

Üveit : 

Üveit, iltihap yada kan temin etmekle sorumlu göz yapısının şişmesine işaret eden genel bir terimdir. Bu yapı toplu olarak silyer cisim, iris ve koroideayı kapsayan uvea alanı olarak bilinir. Üveit etkilediği yapı, temel neden ve doğasında kronik yada akut olmasına bağlı olarak sınıflandırılır. Üveit hastalığını 4 ana kategorisi vardır. İritis olarak bilinen ön üveit iris ve silyer cisimi içine alır ve en sık görülen çeşididir. Orta üveit silyer cisim, vitreus ve retinayı etkiler. Arka üveit; retina, koroidea ve optik sinirleri kapsar. Diffüz üveit ise gözün ön ve arka tarafındaki yapılarını da etkiler.

Üveitin en sık rastlanan nedeni, enfeksiyon ve temel bir hastalık olmasıdır. Ancak bazı durumlarda nedeninin bilinmediği de olabilir. Genellikle 20 ile 50 yaş arasındaki kişileri etkiler.

 

Teşhis:

Üveit hastalığı, oftalmoskop ve biomikroskop ile yapılan göz muayenesinde teşhis edilebilir. Görüş yetisi ve göz içi basıncı da değerlendirilir. Bazı durumlarda, hastalığın temel sistematik bir hastalık mı yoksa enfeksiyon mu olduğunu belirlemek için testler istenebilir.

Tedavi:

Üveit hastalığının en uygun tedavi şekli, hastalığın şiddetine ve oküler yapıları kapsamasına bağlı olarak değişir. Tipik göz damlaları veya ağız yoluyla alınan ilaçlar iltihabı azaltmak için reçete edilebilir. Bazı durumlarda, göz içi basıncını düşürmek için de ilaçlara ihtiyaç olabilir. İltihabın kurutulmasından sonra, katarakt ve glokom (göz tansiyonu) gibi hastalıkların tedavisi gerekebilir.

 

 

Vitreus Dekolmanı

 

Lens ile retina arasındaki boşluk jel kıvamındaki, temiz vitreus denilen maddeyle doludur. Yeni doğmuş kişilerde yumurta akı kıvamında olup retinaya yapışık durumdadır. Zamanla vitreus incelmeye ve daha sıvı bir hal almaya başlar ve gözün arkasından ayrılmaya başlar. Bu duruma arka vitreus dekolmanı (AVD) denir ve genellikle rastlanabilen ve zararlı bir durumdur.

Vitreusun retinadan ayrılıp serbest kalması durumu genelde gözde parlamalar ve vitreus içinde yüzen parlak kristallere (asteroid hiyalozise) neden olur. Vitreusun içinde yüzen parlak kristaller retina önünde gölgeler oluşmasına neden olan ince vitreus jeli ya da hücreleridir. Yine parlamalarda vitreusun hassas retina dokuları üzerinde yarattığı bu çekiş gücü nedeniyle oluşur.

Bu parlamalar ve vitreusun içinde yüzen parlak kristallere neden olan çok ciddi sorunlar olabilmektedir. Bu sorunlar arasında retinal yırtılmalar, ayrılmalar, enfeksyonlar, iltihaplar, kanamalar ve kafanıza alabileceğiniz darbeler bunlara neden olabilir. Ayrıca migren baş ağrısı gibi nörolojik problemler nedeniylede çeşitli parlamalar oluşabilir. Genelde bu ışık parlamaları migren ağrısının başlamasından 20-30 dakika önce başlar.

Belirtiler:

       Görüntüde siyah noktalar ya da örümcek uçuşmaları görünür.

             Hareket eden ya da sabit duran spotlar.

             Işık yansımaları ve parlamalarının daha çok mavi ve açık
bir gökyüzü gibi parlak arka fonlarda görülürler.

Daha Ciddi Problemlerde Meydana Gelen Belirtiler:

      Çeşitli parlamalar ve vitreusun içinde yüzen parlak kristallerle birlikte görüşte aniden azalma görülmesi.

           Görüntünün bir bölümü ya da tümünün önüne bir perde gelmesi.

          Vitreusun içinde yüzen parlak kristallerin sayısında ani artmalar.

Teşhis:

Eğer görüntünüzün önünde perde, yeni ışık yansımaları ya da ani parlak kristal yağmurları görmeye başlarsanız, doktorunuza bu durumu bildirmelisiniz. Bu durumda doktor retina ve vitreus sıvısının durumunu incelemek için gözbebeğinizi genişletir ve oftalmaskop yardımıyla retina ve vitreus sıvısının durumunu inceler.

Tedavi:

AVD hastaları için cerrahi müdahale taşıdığı riskler dolayısıyla sadece vitreusun içinde yüzen parlak kristaller görüntüyü engellediği zamanlarda uygulanır. Bu durumda, vitreus
sıvısı cerrahi bir müdahale ile boşaltılır (vitrektomi ameliyatı) ki bu yola görüş ciddi oranda zarara uğramışsa başvurulur. Eğer vitreusun içinde yüzen parlak kristaller günden güne görüş
alanının dışına çıkar ve daha az rahatsız edici olurlarsa tıbbi müdahaleye çok az durumda ihtiyaç olur.

Eğer bu ışık yansımaları ya da vitreusun içinde yüzen parlak kristaller AVD dışındaki başka

bir problemle ilgili ise, yine cerrahi müdahale ihtiyacı olabilir.

Görüşünüzü dikkat edin ve kontrol edin.

Görüşünüzün durumunu her iki gözünüz içinde periyodik olarak kontrol etmeniz önemlidir. Her iki gözdeki görüşün karşılaştırılmasıyla bir çok problem belirlenebilir.

Görüşünüzü test etmek için;

       Bir gözünüzü kapayıp karşıda bir noktaya bakın.

              Merkezi ve dış görüşünüzü ve görüşünüzdeki değişiklikleri kontrol edin.

            Görüşünüzün önünde herhangi bir gölge ya da perde olup olmadığına dikkat edin.

            Görüşünüzdeki ışık yansımaları olup olmadığına dikkat edin.

      Belirtilerin süresine ve yoğunluğuna dikkat edin.

      Diğer gözünüzü de kapatıp aynı işlemleri tekrar edin.

    Gözünüzde olan her yeni değişikliği doktorunuza rapor ediniz.

 

       Retina Yırtıkları ve Dekolmanı (Ayrılmaları)

 

Retina Yırtıkları:

Retina yırtıkları genellikle gözün içinde bulunan vitreus sıvısının retina üzerinde bir çekiş oluşturması nedeniyle oluşur. Bir çocuğun gözünde bulunan vitreus sıvısı yumurta akı kıvamındadır ve retina üzerinde doğru bir durumda bulunur. Zamanla vitreus incelir yumurta akı kıvamından daha sıvı bir hale gelir ve retina üzerinden ayrılır. Buna arka vitreus ayrılması (AVD) denir.

AVD zararlı bir durum olup göz içinde vitreusun içinde yüzen parlak kristallerin oluşmasına neden olur. Fakat bazı durumlarda retina üzerindeki bu çekiş yırtığa neden olabilir. Retinal yırtıklar çeşitli retinal ayrılmalara  yol açar ve retinanın alt kısmına sıvı sızıntısı olmasına neden olur.

Retina Dekolmanı:

Retina hücreleri ile pigment tabakası ayrıldığında retina ayrılması gerçekleşmiş olur. Müdahale edilmezse görmeye büyük zararı olur. Acil ve dikkatli bir göz içi cerrahi müdahale gerekir. Genelde orta yaş ve üzeri insanlarda görülen bir rahatsızlıktır.

3 çeşit retina dekolmanı (ayrılması) bulunur. En çok görülen tipinde, retinada bulunan görme hücrelerinin bulunduğu tabakada oluşan bir çatlaktan retinanın alt kısmına bir sıvı sızıntısı olur ki buda zamanla bu tabakanın retinadan ayrılmasına neden olur. Yüksek dereceli miyop hastalarında, bu tip bir cerrahi müdahale yada ciddi bir göz yaralanması bu tip bir ayrılma için önemli riskler arasındadır. Miyop kişilerin gözleri daha hassas olurlar ki bunun nedeni de gözlerinin arka kısmıyla ön kısmı arasındaki mesafe normalden daha uzundur. Bu durumda retinanın daha ince ve kırılgan bir yapıya sahip olmasına neden olur.

İkinci çok görülen tipte ise; vitreus lifleri ya da yaralı dokuları retinada çekilmeye neden olur. Bu durum daha çok şeker hastalarında görülür.

Üçüncü tipte ise; sıvı retinanın altında biriktiğinde bu durum retinanın gözün arka duvarından ayrılmasına neden olur. Buda gözde şişmelere ve kanamaya yol açar.

Hastalık Belirtileri:

 Işık çakmaları

 Dalgalı ve sulu bir görüntü

 Görüşü engelleyen perde

 Vitreusun içinde yüzen parlak kristal yağmurunun sonucu görüşte spotlar  
  ya da
örümceğe benzeyen görüntüler belirmesi

 Görüşte ani azalma

 Teşhis:

Hastanın doktor muayenesi sırasında yukarıdaki belirtilerden bahsetmesi sonucunda retinal ayrılma şüphesi oluşur. Bu problemlerin erken rapor edilmesi önemlidir çünkü erken müdahale görüşün geri gelmesi açısından büyük önem taşır.

Doktor teşhis için oftalmoskopiden yararlanır. Doktor ilk olarak makulanın yapışık olup olmadığını araştırır. Makulanın merkezi görüşten sorumlu olduğu düşünülürse bu teşhisin kritik bir kısmıdır. Makulanın yapışık yada ayrık olmasına bağlı olarak bir cerrahi tipi belirlenir ve operasyon sonrası hastanın fonksiyonel görüş şansı oluşur. Gözün ultrasonik görüntülenmesi değişik açılardan retinanın durumunun görüntülenebilmesini sağlaması dolayısıyla cerrah için bu detayları görebilmekte çok önemli olabilmektedir.

Tedavi:

Retina ayrılmasının tedavisiyle ilgili birkaç yol bulunmaktadır. Uygun müdahalenin hangisi olacağı ayrılmanın yeri, tipi ve büyüklüğüyle ilgili olarak değişebilir.

Pönomatik retinopeksi (PR) retinayı yerine yapıştırmanın yollarından birisidir. Göz lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra cerrah vitreus boşluğuna küçük bir gaz kabarcığı enjekte eder. Bu kabarcık retina üzerinde baskı yapar ve bu baskı retinanın tekrar yerine yapışmasını sağlar. Gözün üst bölümlerinde oluşan ayrılmalarla ilgili gazın zamanla yükselme etkiside düşünülerek efektif olarak kullanılan bir yoldur. Gazın enjekte edildiği yerin neresi olduğuyla ilgili olarak cerrah hastadan başını özel bir pozisyonda tutmasını isteyebilir.

Gaz kabarcığı 1-2 hafta içinde yavaşça emilir. Bundan sonra ek bir prosedür daha retinaya uygulanır. Bu uygulama kriyo tedavisi (nitrojen oksit kullanarak retinayı dondurma),yada lazer kullanarak retinayı tekrar yerine yerleştirmektir. Her iki prosedür içinde lokal anastezi uygulanır.

Retinal ayrılmaların bazılarında ayrılmanın yeri ve boyutu nedeniyle en iyi tedavi yolu skleral çökertme olabilmektedir. Bu teknikte, ince bir sünger ya da silikon bant retinanın yerine tekrar yapıştırılması amacıyla retina üzerine tutturulur. Vitreus sıvısını vitrektomi denilen ameliyatla göz dışına çıkardıktan sonra, cerrah genelde retina üzerine kriyo ya da lazer uygular. Bu yöntem gözün yapısında bir uzamaya yol açabileceğinden miyop oluşturabilir.

Nadir olarak ise başka çeşit retina ayrılması operasyonlarında retinayı tekrar yerine oturtmak için silikon yağ kullanılabilir. Vitreus sıvısı gözden çıkarılır ve silikon yağ ile değiştirilir ki bu değişiklik sonucunda kullanılan yağ retinanın yerine oturması için kullanılır. Yağ gözün içinde iken görüşte kötüleşme görülür. Retina tekrar gözün arkasında bulunması gerektiği gibi yerleşince ikinci bir ameliyatla enjekte edilmiş yağın çıkarılması gerekir.

Belirtileri:

Retina ayrılma ve yırtılmalarına karşı yapılması gereken en önemli şeylerden birisi erken teşhistir. Miyop ya da şeker bu konuda yüksek risk grubundaki bir hastaysanız ve görüş kalitenizde bir azalma hissediyorsanız bu hastalıkla ilgili önemli işaretlerdir. Görüşünüzün

kalitesini her gün bir gözünüzü kapatıp karşıya bakarak ve sonrada diğer gözünüz için aynı işlemi yaparak kontrol edebilirsiniz.

              Kenar görüşünüzde engel (Perde, gölge v.b.)

            Çeşitli parlamalar ve vitreusun içinde yüzen parlak kristal yağmuru
ışık çakmaları.
Örümceğe benzer görüntüler

 

Sayfa başı

Ana sayfaÇerçevelerCamlarGüneş GözlükleriKontakt LenslerGörme testiGöz Hastalıklarıİletişim